1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Ney Tarihi

yazan yusuf

ney fotoğrafı

 

Ney;(Nay) Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgede, Mezopotamyada yaşayan Sümerler tarafından, M.Ö. 3000 Yıllarında kullanıldığı sanılan nefesli bir çalgıdır. Sümer dilinde (Nİ) olarak adlandırılmış olup çok saygın bir yeri vardır. Buradan Aysa ve Orta Anadolu kavimlerine geçmiştir. Türkler, İslamiyeti ,kabul önce eğlence ve diğer müzikli toplantılarında bu sazı benimseyip kullanmışlardır. İrarnlılar ve Ariler tarafından da rağbet görmüş ve kullanılmıltır.

3000-4000 yıl evvel Mısırda Neye benzeyen bir sazın icra edildiği bilinmektedir. Zira bazı merzarlarda, mumyaların yanında Ney sazına benzeyen müzik aletleri bulunmuştur. Mısırlı tarihçiler Neyin icadını Tanrı Osirise dayandırırlar. Bazı tarihçiler Tanrı Osirisin icat ettiği Neyin, Lotus denilen Kamıştan yapıldığını söylerler. Mısırda görülen ve bir çeşit Ney, olan Çifte Neyi (Eski rölyeflerde yer almıştır) kadınlar çalarlarmış. Mısır da doğru (düz) tutularak çalınan Neylere Mam veya Mem, yan tutularak çalınanlara is Sebi denilirdi. Amerika kıtasında, Meksika civarında yaşayan Astekler de dini törenlerinde Ney benzeri müzik aletleri kullanmışlar ve Mevlevilere benzer sena törenleri yapnışlardır.

 

Ney sazının buralara gelmesine sebeb olarakta Orta Asyadan, Alaska yoluyla yapılan göçlerin neden olduğu tahmin edilmektedir. Sümerlere ait kazılarda bulunan Ney ve Ney çalanları simgeleyen kabartma heykeller (Rölyef) günümüzde Philadelphia Üniversitesi Müzesinde sergilenmektedir. Ünlü mutasavvıf Feridettin-i Attarın "Mantık ül Tayr" adlı eserinde, Neyin kökeni,hz Muhammed devrine dayanır. HZ. Muhammed, damadı olan HZ. Aliye bazı manevi sırlardan Bahsetmiş ve Sıkıca saklamasını tembih etmiştir. Fakat HZ. Ali bu sırrı biriyle paylaşmak istemiş ve bir kuyunun içerisine bu sözleri tekrarlamıştır. Bunu yaparken etrafta kimsenin olmadığına emin olmuş ve verdiği sözlere sadakatsizlik ettiğini düşünmemiş. Ancak Allah o kuyuda uzun bir kamış yaratmış. Daha Sonra deve otlatan bir çoban bu kuyudaki kamışı görünce kesmiş ve bir kaval yapmış. Bir gün HZ. Muhammed çobanı görmüş. Çoban kamıştan yaptığı bu sazı üflüyormuş. Ancak mana ehli efendimiz, söylediği sırları bu kamıştan duymuş ve damadına bunu sormuş. HZ. Ali olayı anlatmış ve af dilemiş.

 


1207-1273 yılları arasında yaşamış olan büyük Türk mutasavvıfı HZ. Mevlana Celattin-i Rumi, 6 ciltlik mesnevi şerifinin birinci cildinin ilk onsekiz beyitinde neyden bahseder:


Duy, şikayet etmede her an bu Ney,


Anlatır hep ayrılıklardan bu Ney,


Der ki feryadım kamışlıktan Gelir,


Kim işitse gözlerinden Kan gelir...


Orjinali Farsça Olan Bu Beyitin ilk mısralarını, İsmail Dede Efendi 1839 yılında Ferahfeza makamında Ayin-i şerif olarak bestelemiş ve Beşiktaş Mevlevihanesinde zamanında padişahı II. Mahmudun huzurunda büyük bir vecd ile icra edilmiştir.


HZ. Mevlana bir başka rübaisinde Neyden şöyle söz eder:


Ey Neyzen, şu Neyin şeker kamışına benziyor;


Sen gelmezsen, padişahlar padişahımız neşelenemez


Sen her çağı, sabaha kadar üfledin mi,


İhtiyar dünyadan bir gençtir, doğar.


HZ. Mevlanadan sonra Mevlevilikte de önemli yerini muhafaza eden Ney; her şeye can veren nefesi, başka bir deyişle; nefha-yı ilahiyi temsil eder. Ney, din dışı Türk Musıkisinde ve Din Musıkide kullanılan en önemli sazlardan birisidir. Ney, Organik yapısı nedeniyle insan sesine en yakın müzik aletlerindendir.